yaralarımız var, pek iyileşecek gibi görünmeyenfazlasıyla gerçek acılarımızyalnızlıklarımız dört mevsimhuzur dediğin yanımızdan geçmiyorbunların hepsini alt alta yazıp topluyoruzeşitlikte hayat çıkıyor..hayat mı?
can üzülür buna taş değil.. değil mi? yani bile bile yaptığın şeylerde de üzülmesi biraz komik oluyor.. hep hissettiklerimle ilgili yazmışım.. hissetmediklerime haksızlık olmuş.....
Tüm alışkanlıklarımdan vazgeçipSensizliği seçiyorumŞu an bulunduğum yerdeHer zamanki yalnızlığımlaAlışkın olduğum mutsuzlukla kol kolayımSenden sonrasında hayatımınYaşanmışlıktan nasibini almayan yıllarındaAmaçsızlığıma katlanmalıyımSende bıraktıklarım hep acı veren seylerdi amaBelki...
Zaman yaraları geçirip izini bırakıyor, hayatımızdan çıkanlar anılarımızdan çıkmıyor.. yapılan hataların pişmanlığı farkında olmasak da bir ömür sürüyor.. yoktan var edip emek harcadığın bir şeyi...
uzun zamandır yazmayıp sonra yazmak için düşünmek ne tuhafmış.. değişen tek şey akıp giden zaman.. düşünülenler yaşanılanlar kendi içlerindeki monotonlukla devam etmekte..ama sonra farkettimki gündelik...
benden nefret ediyorsunuz, sizin gibi değilim.. birgün akıllı birgün ruuh hastasıyım.. birgün dahi birgün zeka özürlüyüm.. ben sizin olamadığınız şeyim... hep söylüyorum işte.. hiçim...
anılarım, ümitlerim senden başka kimsenin duyamayacağı bir mutluluk ıslıgı çalacak sana bütün kaçınılmazlığıyla tüm güzelliğine ve alev rengi hüznüyle gözlerine... kederli ve yalnız akşamlarda duyacaksın, başka mevsimlere doğru yola çıkan güneş...